Myra

MYRA

İnsanlık tarihinin bütün inançları ve kutsallıkları, ya teknik yaratıcılık, ya vatan savunması, ya kollektif tutkun emek Myra Antalyaharcamak, ya insan hümanizmasında sınır tanımamak, ya da gerçek bir paylaşım uygulamasından kaynak almıştır. Pataralı Nikalaos’u önce ‘Aziz’, soma ‘Noel Baba’ mertebesine yükselten de kendisinin gerçek bir paylaşımcı olduğudur. III. yüzyılda Patara’da doğan Nikalaos Ksanthos’taki manastırda din eğitimini almıştır. 290-280 yılları arasında Myra’da Saint Syon Kilisesi’ni yaptıran amcasını ziyarete gelir. Amcasının ölümünden soma aynı kilisenin metropoliti olur.Roma İmparatorluğunun resmiyetine göre değil, kendi inancına göre yaşam biçimini seçince tutuklanır. Ancak insani, sosyal, ruhani liderliği sayesinde ceza almaktan kurtulur. Fakir kızların çeyizini sağlayan, küçük çocukları turşu yapmak gibi iğrenç bir sadizmi olan hancının elinden çocukları kurtaran, yolda kalmış denizcilerin sığınağı hep Nikalaos olmuştur. 325 yılında İznik’te yapılan tartışmalı toplantıya katılır. “Ateş, toprak, su nasıl bir tuğlada toplanmışsa, Tanrının da birden fazla özelliği olabilir” diyerek hristiyanlık inancındaki üçlemeye farklı bir yorum getirir. Aziz Nikalaos M.S. 345 tarihinde öldüğünde Myra’daki kiliseye gömüldü. Ancak tarihin trajik bir paradoksu yaşanmadan edemedi; dünyanın sayılı paylaşım önderlerinden Aziz Nikalaos mezarı paylaşım savaşma sahne oldu. 1807 yılında Aziz’in kemikleri mezarından çalınarak İtalya’ya, Bari’ye götürüldü. Bugün bir kısmı Antalya Müzesinde, bir kısmı Bari’de, (belki bir kısmı Myra’da) insan bencilliğinin canavarlığını gösteriyor. Basit gerçek burada da dilleniyor: Aziz’in kemikleri, Aziz’in vatanında olmalı...

Myra, Lykia’nm çok önemli altı kentinden birisidir. M.Ö. V. yüzyılda kurulduğu, sikkelerden ve kaya mezarlarından anlaşılmaktadır. Myra, “Yüce Ana Tanrıça’nın Yeri” anlamına geldiğinden Myra’yı kuran kurucu boyların, anahan düzeninin etkisinden esinlendiği varsayılabilir. Myra’da kaya mezarlarının görkemi insanı hemen etkisi altma alır. Azra Erhat kaya mezarlarını şöyle yorumlar: “Apollon çalgı ve ezgiyi, şiir ve dansı, kısacası her türden sanatı esinleyen büyük yaratıcı tanrıdır... Hele Fethiye’nin görkemli kaya mezarlarından başlayıp, Kekova, Kaş, Demre, Olympos ve hepsi Anadolu’ya özgü adlar taşıyan daha nice kentler boyunca, her biri birer tapmak gibi karşımıza çıkan, kayalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları, lahitleri gördük mü, burası Apollon’un ülkesidir demekten alamayız kendimizi.”